Çözüm Yolu Örgütlü Toplum, Örgütlü Siyaset

Çözüm Yolu Örgütlü Toplum, Örgütlü Siyaset
01 Şubat 2021 - 23:00 - Güncelleme: 01 Şubat 2021 - 23:02
Siyaset düzlemi, AKP-MHP’nin yaşadığı çözülme karşısında çıkış arayışları; buna bağlı olarak gündeme gelen baskılar ile muhalefetin buna yanıt üretme çabası arasına sıkışmış durumda. Seçim ve siyasi partiler yasasındaki değişiklik hazırlıkları, Biden sonrası ABD ve Avrupa ile ilişkilerin güncellenme arayışları derken toplumun dağ gibi olmuş sorunları siyaset alanında kendine yer bulamıyor. 

Çaresizlik

Muhalefet partileri kimi zaman esnaf ziyareti üzerinden, kimi zaman yoksulluk istatistikleriyle gündeme müdahale etmeye; Türkiye’nin böyle bir yüzü olduğunu göstermeye çalışıyor. Ancak bu tür adımlar siyaset alanını etkilemeye yetmeyecek durumda. Çünkü yoksulluğun var olduğunu kabul etmek ve onun varlığını ortaya koymak tek başına bir politika değildir. Toplum zaten kendi derdini feryat feryat ortaya koymaya devam ediyor. Ama asıl sorun bu sorunlarına çözüm bulacak bir muhatabın olmamasıdır. Muhalefet partileri yoksulluğu göstermeye çalışan bir ‘video aktivizm’ ötesine geçerek çözümün muhatabı haline gelemiyor. Türkiye’nin asıl sorunu da tam burada. Toplum bu tablo içinde büyük bir güvensizlik, yalnızlık ve çaresizlik duygusuna kapılıyor. Pandeminin de insanlara güvencesiz olduğunu derinden hissettirdiği bu süreç toplum için dipsiz bir karanlığa doğru dönüşüyor. 

Politika

Bugün en belirgin sorun yoksulluk ve işsizliğin yaygınlaşmasıyla birlikte toplumun kendisini uçurumun kenarında yapa yalnız hissetmesidir. Toplumun bu yalnızlığını, güçsüzlük hissini ortadan kaldıracak bir politikaya ihtiyaç var. Bu aslında bir örgütlenme perspektifine işaret eden bir politika olarak anlaşılmalı. Sorunları tekrarlamanın ötesine geçmek ve gerçek bir muhalefet hareketi, yoksulluğun muhalefetini örgütlemek ancak böyle mümkün olabilir. Toplumun örgütlenme kapasitesini arttıracak kampanyaların ve buna bağlı olarak örgütlenme zeminlerinin çoğaltılarak uzun sürecek kriz karşısında yığınak oluşturması gerekiyor. Sorunların çözümünün bir iktidar değişimi sonrasına bırakan (ki o halde bile umut vaat etmeyen) soyut önerilerin ötesinde aslında onu başarabilmek için de örgütlü bir toplumsal seferberliğe olan ihtiyacı görerek adımlar atılması gerekiyor. 

Hareket Noktası

Pandemi kimi toplumsal talepleri öne çıkarıyor. Aynı zaman kimi örgütlenme eğilimlerini de güçlendiriyor. Bu toplumsal taleplerin başında kamu hizmetlerinin gelmesi şaşırtıcı olmasa gerek. Sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerine erişemeyenler doğal olarak en başta bunları talep ediyor. Toplumu güvensizlik çemberine hapseden ana faktörlerden birisi de bu. Temel hizmetlerden dahi yararlanamayan insanlar yoksullukla baş edebilme gücünü tümüyle kaybediyor. Kamusal hizmetlerin ücretsiz olarak verilmesi konusu o yüzden artık hayati bir mesele haline gelmiş durumda. Bir başka önemli başlık ise var olan eşitsizlikler. Eşitsizlikler su yüzüne çıktı. Bu da toplumda eşitsizliğe karşı bir itirazla birlikte eşitlik fikrini de güçlendiren bir sonuç üretmeye devam ediyor. Bu noktalar şimdi acil sorunlar karşısında hareket noktalarını işaret ediyor. 

Örgütlenme

Toplumun farklı kesimlerinin son yıllarda farklı örgütlenme arayışlarına girdiklerine görüyoruz. Emek alanında çeşitlenmiş ağlar ve platformlardan yerel ölçeklerdeki yan yana gelişlere ya da sorun temelli örgütlenmelere kadar çok çeşitli örgütlenmeler ortaya çıkıyor. Pandemi de bu dayanışma ağlarının yaygınlaştığını görüyoruz. Bu bir yandan merkezi örgütlenmelerin ulaşamadığı geniş bir zemini işaret ederken bir yandan da toplumun örgütlenme ihtiyacını ortaya koyuyor. Bu dönemde örgütlenmenin tek bir biçime sıkıştırılmaya çalışılmadan farklı ihtiyaçlar çerçevesindeki bir araya gelişleri, iletişim ve dayanışma ağlarının örgütlenmesi ve giderek de bunların bir ilişkilenmesinin ortaya çıkarılmasını hedefleyen çok yönlü bir örgütlenme mücadelesine ihtiyaç var.  Bu anlamda dinamik, enerjik ve kurucu bir iradeye toplumun tüm kesimleri acil ihtiyaç duyuyor. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum